Astrolojiyi Nasıl Bilirsiniz ? Ülkemizde…


Ülkemizde Astroloji ne yazık ki yeterince tanınmamakta. Bu nedenle, modern batı Astrolojisi ile ilgili bilimsel ve akademik çalışmalar yapan okullardan bahsedeceğim. Ülkemizde özel televizyonların açılması ile birlikte Türkiye farklı bir süreç yaşamaya başladı. Reyting kaygıları insanlara akıl almaz şeyler denetti. Gerçekte yetenek ve fikirlerinin dayanakları olmayan insanlar kendini göstermek ve fikrini duyurmak için fırsat buldu. 1990’ların başından itibaren çoğunlukla vakit öldürmekten başka bir işe yaramayan, öğle saatleri kuşaklarında yayınlanan ve genellikle kadına yönelik programlarda Astroloji’nin yakınından bile geçmeyen insanlar ile tanıştık. Yapımcılar, programcılar insanımızın teknolojiye açlığını ve bilinmeyene merakını kullandılar. Yine 1990’lı yılların ortalarından itibaren ortaya çıkan alo telefon hatları ile 0900’lü hatlar gibi gerçek Astroloji’den ziyade insanları zaafları adına kullanan, bilgisizlik ve bilinçsizlikleri sebebi ile kandırmaya çalışan bir furya esti ülkemizde. Bu telefon hatlarının artık yasaklanması ile birlikte geriye kalan, entelektüellerin, akademik çevrelerin ve biraz düşünen herkesin reddettiği basit falcılık uygulmaları oldu ne yazık ki. Kitapçılara gittiğinizde birkaç önemli yazar hariç, ismini bilmediğiniz yığınla insanın birbirini kopyalayarak yazdığı tuhaf kitaplar türedi. Astroloji, büyücülük veya sekstroloji kitap raflarında yerini alırken, bir de Amerika’lı, bence dünyanın en iyi astrologlarından olan Susan Miller’ın değerli çalışmalarını kopyalayan ticari kaygılı bir yığın kitap çıktı. Kısacası taklit edilmeye çalışıldı. Aklına bir fikir gelen ve astroloji ile birkaç satır ilgilenen herkes 12 burç, 12 mevsim, güneş ve ay ile ilgili yorumlar yapmaya başladı. Bir de medyumlar var tabii. Hatta bunlar televizyonlarda birbirlerinin saçlarını başlarını yoldular. Para hırsı ve egodan kırılan süslü bayanlar ise, yaptıkları programların reytinglerini artırmak için Astroloji’yi kullandılar.

Kısaca bugün hala Türkiye’de bilimsel olup olmadığı tartışılan, aslında tüm dünyada pek çok okulu olan, pek çok üniversitenin bilim kabul ettiği bir sistemi, kadimlerin ilmini bir şekilde sulandırdık. Hep birlikte yıllardır bir sistemin nasıl ticari kaygılar ve bilgisiz insanlar elinde tuhaf ve anlaşılmaz bir boyuta geldiğini görmekteyiz.

Bir de tanzimattan beri örnek aldığımız batıya bakalım. Tabii ki orada da balon bir medya ve eğlence ile reyting kaygısı taşıyan programlar var. Ancak yanında, yaşanmışlıklara, bilgiye ve eğitime ciddiyet ile bir bakış ve kanuni yaptırımlar ile gerektiği takdirde de bilgiyi doğru kullanmayanlara cezalar var. Şimdi konunun özünden uzaklaşmayalım. Konumuz Astroloji’nin Türkiye’deki ve Batıdaki şu anki durumu.

Batı ülkelerinde modern Astroloji 1900’lü yılların başından itibaren büyük ilerlemeler kaydederek, 1800’lü yılların ortalarında kaybettiği popülaritesini yeniden kazanmıştır. Astroloji pek çok üniversite de okutulmaktadır. Bazı üniversitelerde lisanslı uzun yıllar süren bir eğitim programı olarak verilirken, bazılarında 2 yıllık program dahilinde şekillenmekte, bazı prestijli eğitim kurumlarında ise master ve yüksek eğitim programları olarak astrologlara ihtisas kazandırılmaktadır. Astroloji basit falcılık uygulamaları veya bunların bir derlemesi değildir.

Kadim bir ilmi öğrenmeniz için ilk önce ciddi düzeyde matematik, en az amatör düzeyde astronomi bilmeniz, insan psişesinin ve psikolojisinin yapısına dair eğitim almanız ve bunların devamında Astroloji’nin evrensel sembollerini ve kendisine ait özel lisanını da öğrenmeniz gerekir. Batı’daki pek çok Astroloji okulunda üstte saydığımız konuların hepsi ile ilgili eğitimler alırsınız. Okulunuzu bitirdiğinizde bir psikolog olmazsınız fakat psikolojik Astroloji uzmanı olarak hayata katılırsınız.

Jungian veya psikolojik Astroloji ile ilgili dünyanın en büyük akademisi Amerika’nın Seattle kentinde bulunan Kepler akademisidir. Kepler akademi yalnızca bir Astroloji üniversitesidir. Astroloji camialarında uzun yıllardan beri eğitim veren, yüzlerce bilimsel yazısı olan ve dünyaca ünlü pek çok bilim adamının da kabul ettiği önemli hocalar, Kepler Akademisi’nde görev yapmaktadır. Kepler Akademisi’nde Astroloji haricinde, sembol sanatı, anagram bilimi ve benzeri farkındalıklı çeşitli uygulamalar öğretilmektedir.

Amerika’nın bu en önemli akademisini tanıttıktan sonra Astroloji’nin şu an için dünyada en çok okulu bulunan ikinci ülkesi İngiltere’ye de bakalım. Galler Üniversitesi bünyesindeki, kozmoloji ve astroloji alanında eğitim veren Sophia Center, 4 yıllık formal eğitim veren Londra üniversitesine bağlı LSA (London School of Astrology), tam anlamı ile bağımsız olan, dünyadaki pek çok ödüllü astrologun mezun olduğu, uzaktan eğitim veren 2 yıllık eğitim programlarına sahip Faculty of Astrological Studies gibi saymak ile bitmeyecek enstitü ve okul bulunmaktadır. Bu okullarda incelenen konular arasında kozmobiyoloji, yani kozmosun biyolojik varlıklar üzerindeki etkileri, dolunay günleri cinayetlerin ve kazaların neden arttığı ve kişilik yapımız ile gökyüzü bağlantıları gibi konular yer almaktadır.

İngilizce konuşulan ülkelerde bunlar cereyan ederken, iki büyük Alman ekolünden biri olan Rudolf Steiner’ın kurmuş olduğu Gottenheim Antropozofi akademilerinde Astroloji ile ilgili akademik gözlemler ve çalışmalar yapılmaktadır. Bunun haricinde Münih, Berlin ve Köln gibi büyük Alman şehirlerinde, İsviçre’nin Basel ve Avusturya’nın Salzburg ve Viyana gibi kentlerinde de buna benzer akademiler mevcuttur. Moskova üniversitesine bağlı Astroloji akademisi, Pekin ve Şangay’daki Çin Astrolojisi ve Feng Shui akademileri de saymak ile bitmez.

Gördüğünüz gibi dünyada Astroloji ile ilgili metodik ve akademik çalışmalar yapan pek çok kurum bulunmaktadır. Pek çok astronom Astroloji’yi araştırmakta, 1940’lardan beri gündemde olan kuantum mekaniğinin ve belirsizlik ilkesi de Newton fiziğinden daha ötede, en azından atom altı parçacık seviyesinde yeni ve farklı bir evren görüşü ortaya koymamız gerektiğini göstermektedir. Bilim, istatistik ve gözlem ile çalışır. Metodiktir ve en önemlisi de evrenseldir. Fakat bilimin henüz tanımlayamadığı evren modeli hakkındaki araştırmalarında, ileriki yıllarda teknoloji ile değil, çeşitli gözlem ve deneyler ile kuracağı yeni hipotez, tez-antitez-sentez üçlüleri ile birlikte şu an için bilim dışı görünen pek çok alanda da bilimsellik öngörülebilir. Ülkemizde ne yazık ki hala basit falcılık uygulamaları olarak anlaşılan Astroloji, ben ve benim gibi Astroloji eğitimini yurt dışında tamamlamış birkaç uzman astrolog tarafından sizlere anlatılmaya çalışılmaktadır. Yazımı, yüzyılımızın dahisi Albert Einstein’ın Astroloji hakkındaki görüşleri ile bitirmek istiyorum.

“Astroloji kendi başına bir bilimdir ve aydınlatıcı bir bilgi yığını ihtiva eder. Bana bir sürü şey öğretti, astrolojiye çok şey borçluyum. Jeofizik bulgu, yıldızların ve gezegenlerin yeryüzüyle bağlantılı gücünü gözler önüne seriyor. O halde astroloji de bir ölçüde bu gücü sağlamlaştırıyor demektir. Bu nedenle astroloji insanlığa hayat veren bir iksir gibidir.”

Albert Einstein

Görüşlerinin İngilizce metni ise; “”Astrology is a science in itself and contains an illuminating body of knowledge. It taught me many things and I am greatly indebted to it. Geophysical evidence reveals the power of the stars and planets in relation to the terrestrial. In turn, astrology reinforces this power to some extent. This is why astrology is like a life-giving elixir to mankind.””

Astrolog Oğuzhan Ceyhan
(Bu yazım NTVMSBC Haber portalında yayınlanmıştır)